Advert
Advert

Gülistan Doku Dosyasında Altı Yıl Sonra Kritik Dönemeç: Soruşturma Kamu Görevlilerine Uzandı

Gülistan Doku Dosyasında Altı Yıl Sonra Kritik Dönemeç: Soruşturma Kamu Görevlilerine Uzandı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Gülistan Doku Dosyasında Altı Yıl Sonra Kritik Dönemeç: Soruşturma Kamu Görevlilerine Uzandı
Advert

TUNCELİ - KAĞAN ÇİNTAY
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin soruşturma, aradan geçen altı yılın ardından yeni deliller, dijital incelemeler ve art arda düzenlenen operasyonlarla genişledi. Kasten öldürmeden delillerin yok edilmesine kadar çok sayıda suçlamanın araştırıldığı dosyada tutuklu sayısı 16’ya yükselirken, soruşturmanın ilk dönemlerinde görev yapan bazı kamu görevlileri de mercek altına alındı.

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ikinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de haber alınamadı. Gülistan’ın kaldığı öğrenci yurduna dönmemesi üzerine arkadaşları ve ailesi emniyete başvurdu. Kentteki kamera kayıtları ve telefon sinyalleri incelendiğinde, genç kadının Atatürk Mahallesi’ndeki bir duraktan üniversite aracına bindiği, ancak üniversiteye gitmediği belirlendi.

Arama çalışmaları, telefon sinyallerinden hareketle Uzunçayır Baraj Gölü ve Dinar Köprüsü çevresinde yoğunlaştırıldı. İlk günlerde Gülistan’ın baraja atlamış olabileceği ihtimali üzerinde duruldu. Dalgıçlar, sonar cihazları ve arama ekipleriyle aylarca sürdürülen çalışmalara rağmen Gülistan’a ait herhangi bir ize ulaşılamadı.

Daha sonra hazırlanan kriminal inceleme raporlarında, Dinar Köprüsü çevresindeki görüntülerde intihar ihtimalini destekleyen açık bir hareketlilik bulunmadığı belirtildi. Bu gelişmenin ardından Doku ailesi, soruşturmanın yalnızca intihar ihtimali üzerine kurulmasına tepki göstererek, Gülistan’ın kaybolmasında üçüncü kişilerin rolünün araştırılmasını istedi.

Son Görüştüğü Kişi Soruşturmanın Merkezinde

Dosyada Gülistan Doku’yla kaybolmadan önce görüştüğü belirlenen Zeinal Abakarov, soruşturmanın en fazla tartışılan isimlerinden biri oldu. Güvenlik kamerası görüntülerinde Gülistan ile Abakarov arasında tartışma yaşandığı ve Abakarov’un ısrarcı şekilde hareket ettiği yönünde bilirkişi değerlendirmesi yapıldı.

Ailenin, Abakarov’un tutuklanması yönündeki ilk başvuruları kabul edilmedi. Abakarov’un üvey babası olan ve o dönemde emniyette görev yapan Engin Yücer’in de soruşturma bilgilerine eriştiği ve kamuoyuyla bazı bilgiler paylaştığı iddia edildi. Yücer, Gülistan Doku’ya ait kişisel bilgilerin açıklanmasıyla ilgili yürütülen süreçte görevden uzaklaştırıldı ve daha sonra ceza aldı.

Dosyada 2026 yılında yapılan yeni dijital incelemeler ise soruşturmanın yönünü değiştiren önemli bulgular ortaya çıkardı. T24 yazarı Tolga Şardan’ın aktardığı özel bilirkişi raporuna göre, Abakarov’un Gülistan Doku’nun kullandığı telefona uzaktan erişim sağlayabildiği ve kaybolmanın ertesi günü kendi telefonuna “cihazımı bul” uygulamasını yüklediği belirlendi.

Raporda, Abakarov’un bu uygulama aracılığıyla iki ayrı koordinat bilgisine ulaştığı, koordinatlardan birinin Tunceli kırsalını gösterdiği öne sürüldü. Söz konusu koordinatların Gülistan’ın telefonu veya kaybolmasıyla bağlantısının bulunup bulunmadığı soruşturma kapsamında araştırılıyor.

Hastane Kayıtlarında Şüpheli İşlemler

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından birini Gülistan Doku’ya ait sağlık kayıtlarında yapıldığı belirlenen işlemler oluşturdu.
 

Başsavcılık açıklamalarına dayandırılan haberlere göre, Gülistan adına 8 Ocak 2020 tarihinde sağlık sistemi üzerinden bir provizyon kaydı oluşturuldu. Bu kaydın yaklaşık bir dakika sonra Tunceli Devlet Hastanesine tahsisli bir IP adresi üzerinden silindiği tespit edildi.

Gülistan’a ait başka bir sağlık verisinin de 13 Ocak 2020 tarihinde aynı hastane IP adresinden gönderilen bir silme paketiyle yok edildiği bildirildi. Ayrıca Gülistan’ın kaybolmadan önceki günlerde hastaneye giriş yaptığına ilişkin kayıtlarda kimlerin işlem gerçekleştirdiği araştırıldı.

Bu tespitlerin ardından doktorlar, bir hemşire, bilgi işlem görevlisi ve veri giriş personellerinin de aralarında bulunduğu sağlık çalışanlarına yönelik operasyon düzenlendi. Şüpheliler hakkında delilleri yok etme, bilişim sistemindeki verileri değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme ve resmî belgeleri bozma suçlamaları kapsamında işlem başlatıldı.

Gülistan’ın SIM Kartına Kimler Erişti?

Dosyada araştırılan bir diğer kritik konu ise Gülistan Doku’ya ait yedek SIM kart ve sosyal medya hesaplarında gerçekleştirildiği iddia edilen işlemler oldu.

Eski polis memuru Gökhan Ertok’un soruşturma kapsamında verdiği ifadede, Gülistan Doku’ya ait yedek SIM kartın Ankara’ya gönderildiğini ve kart üzerinde inceleme yaptığını söylediği aktarıldı. Ertok, SIM kartı bir telefona takarak Gülistan’ın WhatsApp ve Instagram hesaplarına eriştiğini öne sürdü.

Ertok ayrıca bu işlemlerin bir bilişim şirketine ait bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirilmiş olabileceğini, Gülistan’ın Instagram hesabını şirket bünyesinde kullanılan bir sosyal medya sistemine eklediğini iddia etti.

Bilişim şirketi sahibi Mehmet Aca ise “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme” ve “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamaları kapsamında tutuklandı. İfade ve iddiaların teknik bulgularla desteklenip desteklenmediğine yönelik incelemeler sürüyor.

“Deliller Organize Şekilde Karartıldı” Şüphesi

Soruşturmada yalnızca Gülistan’ın nasıl kaybolduğu değil, olayın ardından bazı delillere müdahale edilip edilmediği de araştırılıyor.

Başsavcılık tarafından yapılan açıklamalarda, soruşturmanın ilk dönemlerinde görev yapan bazı bürokratlar ve kamu görevlileri aracılığıyla delillerin organize biçimde karartıldığına yönelik somut emarelere ulaşıldığı bildirildi.

Gülistan Doku’nun cansız bedeninin bazı şüphelilerle bağlantılı kişiler tarafından gömülmüş veya ortadan kaldırılmış olabileceği yönünde önemli tespit ve deliller bulunduğu da savcılık açıklamalarında yer aldı. Bu değerlendirmeler henüz kesinleşmiş bir yargı kararı niteliği taşımıyor ve soruşturma kapsamında araştırılıyor.

Eski Vali ve Kamu Görevlileri Hakkında İşlem

Soruşturmanın genişletilmesiyle birlikte dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, bazı polisler, kamu görevlileri, sağlık çalışanları ve bilişim personelleri hakkında adli işlemler gerçekleştirildi.

Eski Vali Sonel’in dijital materyallerinde yapılan incelemelerde, Sonel ile eski polis memuru Gökhan Ertok arasındaki bazı yazışmaların delilleri yok etme, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, yağma ve bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçları kapsamında değerlendirildiği açıklandı.

Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu ve eski polis memuru Gökhan Ertok, 27 Temmuz 2026 tarihinde yeniden hâkim karşısına çıkarıldı. Üç isim hakkında “nitelikli yağma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme ve bozma” ile “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi” suçlamalarından da tutuklama kararı verildi.

Son işlemlerle birlikte soruşturmadaki tutuklu sayısı 16’ya yükseldi.

Sonel Ailesi ve Kamu Görevlileri Hakkında Tutuklama Kararları

Gülistan Doku soruşturmasının genişletilmesiyle birlikte dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel, oğulları Mustafa Türkay Sonel ile bazı emniyet mensupları ve kamu görevlileri hakkında adli işlemler gerçekleştirildi.

Soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan Tuncay Sonel’in dijital materyallerinde yapılan teknik incelemelerde, eski polis memuru Gökhan Ertok ile arasında olduğu belirtilen yazışmalara ulaşıldı. Bu yazışmalarda yasa dışı teknik takip, kişisel verilere erişim ve dijital verilere müdahaleye ilişkin içeriklerin bulunduğu ileri sürüldü.

Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından yapılan incelemelerde ise söz konusu faaliyetlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı para transferlerinin, Tuncay Sonel’in dönemin koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun banka hesabı üzerinden Gökhan Ertok’a gönderildiğine ilişkin bulguların dosyaya girdiği aktarıldı.

Bu gelişmelerin ardından cezaevinde tutuklu bulunan Tuncay Sonel, Şükrü Eroğlu ve Gökhan Ertok yeniden Erzurum Adliyesine getirildi. Üç şüpheli, ek ifadelerinin alınmasının ardından sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

Üç şüpheli hakkında toplam altı ayrı suç yönünden yeniden tutuklama kararı verildiğini duyurdu. Soruşturma dosyasında değerlendirilen suç başlıkları şöyle sıralandı:

Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, nitelikli yağma ve bilişim sistemindeki verileri yok etme veya değiştirme.

Adli sevk işleminde ise “nitelikli yağma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “bilişim sistemlerine hukuka aykırı olarak girme ve bozma” ile “kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi” olmak üzere dört suç başlığı açıkça sıralandı. Üç şüphelinin bu suçlamalar yönünden de tutuklanmasına karar verildi.

Handan Sonel de Tutuklandı

Soruşturma kapsamında tutuklanan isimler arasına dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel de eklendi.

Valilik konutunda görev yaptığı belirtilen bazı tanıkların ifadeleri doğrultusunda gözaltına alınan Handan Sonel, jandarma ve savcılıktaki işlemlerinin ardından nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

Handan Sonel, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Savcılık ifadesinde hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Handan Sonel, Gülistan Doku’yu tanımadığını ve kaybolmasıyla ilgili yalnızca basına yansıyan bilgilerden haberdar olduğunu öne sürdü. Gülistan Doku’nun yedek SIM kartının Ankara’ya gönderilmesi ve üzerinde işlem yapılması konusunda da bilgisinin bulunmadığını savundu.

Handan Sonel’e, tutuklu bir tanığın Gülistan Doku’nun öldürüldüğü ve cansız bedeninin ortadan kaldırılması için para verildiği yönündeki iddiaları da soruldu. Sonel, söz konusu kişinin adını dahi duymadığını belirterek bütün iddiaları reddetti. Bu beyanlar, soruşturma kapsamında verilen tanık ifadelerinden oluşuyor ve henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı niteliği taşımıyor.

Tutuklu Sayısı 16’ya Yükseldi

Tuncay Sonel, Şükrü Eroğlu ve Gökhan Ertok hakkında verilen yeni tutuklama kararlarının yanı sıra Ankara’da gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen şüphelilerden S.K. de tutuklandı. E.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Son işlemlerle birlikte Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 16’ya yükseldi.

Tutuklananlar arasında Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel, oğulları Mustafa Türkay Sonel, Zeinal Abakarov, Abakarov’un annesi Cemile Yücer, eski polis olan üvey babası Engin Yücer, eski polis Gökhan Ertok, koruma polisi Şükrü Eroğlu, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir ve bilişim şirketi sahibi Mehmet Aca’nın da bulunduğu açıklandı.

Operasyon 15 İle Uzandı: 21 Adreste Arama

Soruşturmanın dördüncü dalgasında, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından yürütülen ilk adli süreçte görev yapan bazı kolluk personellerinin işlem ve eylemleri mercek altına alındı.

Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatı doğrultusunda Erzurum İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından 27 Temmuz 2026 tarihinde 15 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlar;

Nevşehir, İstanbul, Isparta, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Ordu, Aydın, Diyarbakır, Kayseri, Ankara, Erzincan, Eskişehir, İzmir ve Antalya’da gerçekleştirildi.

Soruşturma kapsamında;

1 emniyet müdürü,
1 emniyet amiri,
1 başkomiser,
1 komiser,
1 başpolis memuru,
10 polis memuru,
1 bilgisayar işletmeni
ve 3 emekli polis memuru olmak üzere toplam 19 şüpheli hakkında işlem yapıldı.

Ekipler tarafından toplam 21 adreste arama gerçekleştirilirken, haklarında yakalama kararı bulunan şüphelilerden 18’i gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki ifade ve dijital materyal inceleme işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

İlk Soruşturmadaki İşlemler İnceleniyor

Başsavcılığın açıklamasında, soruşturma kapsamında gerçekleştirilen ifade analizleriyle teknik, dijital, finansal ve saha çalışmalarının birlikte değerlendirildiği belirtildi.

Özellikle Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından Tunceli’de yürütülen ilk soruşturmada görev yapan bazı kolluk personellerinin işlemlerinde usulsüzlük ve delillere müdahale şüphesi doğuran bulgulara ulaşıldığı kaydedildi.

Başsavcılık, dönemin bazı üst düzey mülki ve emniyet idarecileriyle kamu görevlilerinin kamu gücünü, resmî himayeyi ve bürokratik nüfuzlarını kullanarak adli, dijital ve tıbbi sistemlere müdahale etmiş olabileceği yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu bildirdi.

Açıklamada ayrıca olayın birden fazla suç fiilini barındıran organize bir yapı içerisinde gerçekleştirildiğine ilişkin soruşturma verileri ve maddi deliller bulunduğu ileri sürüldü. Bu değerlendirmelerin soruşturma aşamasındaki savcılık tespitleri olduğu ve henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı özellikle vurgulanıyor.

Soruşturmanın geldiği son aşamada, yalnızca Gülistan Doku’nun nasıl ve kimler tarafından kaybedildiği değil; olayın ardından delillerin kimler tarafından değiştirildiği, silindiği veya gizlendiği de araştırılıyor.

Aile Altı Yıldır Aynı Soruyu Soruyor

Gülistan Doku’nun ailesi, genç kadının bulunması ve sorumluların ortaya çıkarılması için altı yılı aşkın süredir hukuk mücadelesi veriyor. Aile, ilk günden itibaren intihar iddiasına inanmadığını belirterek, olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.

Aile ayrıca basında yer alan cinsel saldırı, hamilelik ve öldürülme iddialarının doğrulanmış bilgiler gibi kullanılmasına tepki gösterdi. Gülistan’ın hâlâ bulunamadığını ve kesinleşmiş bir adli rapor olmadığını hatırlatan aile, genç kadının hatırasına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ise soruşturmanın İçişleri Bakanlığıyla koordineli biçimde sürdürüldüğünü belirterek, maddi gerçeğin üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceğini ve dosyanın sonuna kadar takip edileceğini açıkladı.

En Büyük Soru Hâlâ Yanıtsız

Aradan altı yıldan fazla zaman geçmesine, onlarca kişinin ifadesinin alınmasına, çok sayıda operasyon düzenlenmesine ve dijital materyallerin incelenmesine rağmen Gülistan Doku’nun nerede olduğu henüz belirlenemedi.

Soruşturma artık “kasten öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerini yok etme”, “bilişim verilerini silme”, “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma”, “suçu bildirmeme” ve “suçluyu kayırma” dahil çok sayıda suçlama üzerinden yürütülüyor.

Ancak Gülistan’a ne olduğu, olayın nerede ve nasıl gerçekleştiği, kimlerin doğrudan sorumlu olduğu henüz kesinleşmiş değil.

Altı yılın ardından Türkiye hâlâ aynı sorunun cevabını bekliyor:

Gülistan Doku nerede?

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
1
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar