Advert
Advert

12 EYLÜL: DAR AĞACINA DEĞİL, HAK'KA YÜRÜYENLER

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Salih Özbay

“Bazı acılar vardır; üzerinden yıllar geçse de milletin hafızasından silinmez. Çünkü o acılar, bir neslin değil, bir milletin yüreğine yazılmıştır.”
Yarın 12 Eylül…
Takvim yaprağında yalnızca bir tarih değildir 12 Eylül.
Bu milletin hafızasında gözyaşı, hasret, ayrılık, hüzün ve ibret demektir.
12 Eylül 1980…
Türkiye'nin yakın tarihinde derin izler bırakan askerî müdahalenin başladığı gün…
Öncesinde sağ-sol çatışmalarıyla birbirine düşürülen gençler, sonrasında cezaevleri, işkenceler, idamlar ve hayatları altüst olan aileler…
Nice anne evladının yolunu gözledi.
Nice baba, oğlunun ardından sessizce gözyaşı döktü.
Nice genç, hayatının baharında darağacının gölgesinde son yolculuğuna çıktı.
Ve biz bugün, aradan geçen onca yıla rağmen o acıların karşısında hâlâ aynı soruyu soruyoruz:
Bir milletin evlatları neden birbirine düşürüldü?
DARAĞACINA GİDEN YOLDA BİLE BAŞLARI DİK OLANLAR
O yıllarda idam edilen gençlerin her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir ailesi, ayrı bir yarası vardı.
Onlardan biri Mustafa Pehlivanoğlu idi.
Genç yaşında idam edildi.
Ardında anne-babasının yüreğinde kapanması güç bir yara bıraktı.
Bir başka isim Selçuk Duracık…
O da darağacına gönderilen gençlerden biriydi.
Onların hayatlarını yalnızca siyasi bir tartışmanın parçası olarak görmek eksik olur.
Çünkü her şeyden önce onlar evlat, kardeş ve genç birer insandı.
Hayalleri vardı.
Gelecekleri vardı.
Belki yuva kuracak, çocuklarını büyütecek, memleketlerine hizmet edeceklerdi.
Fakat hayatlarının baharında önlerine ölüm çıktı.
İşte bu yüzden onların hatırasını yaşatırken dilimiz kinin değil, vefanın dili olmalıdır.
Onları anmak; yeni düşmanlıklar üretmek değil, bir daha aynı acıların yaşanmaması için geçmişten ders çıkarmaktır.
YÜREKLERİ YANARAK HAKK’A YÜRÜDÜLER
İdam sehpasına yürüyen bir insanın yüreğinde neler olduğunu elbette tam olarak bilemeyiz.
Fakat onların son günlerine ve geride bıraktıkları sözlere baktığımızda, insanın karşısına çok ağır bir manzara çıkar:
Bir tarafta ölüm…
Diğer tarafta geride bırakılan anne, baba, kardeş, vatan ve hatıralar…
İşte insanı en çok da bu düşündürüyor.
Ölüme yürürken bile inandığı değerleri savunan, başını eğmeyen gençlerin hatırası bugün bizlere büyük bir sorumluluk yüklüyor.
Bu hatıra bize şunu söylüyor:
Vatan sevgisi, kardeş sevgisiyle; inanç, adaletle; milliyet, insan sevgisiyle birlikte anlam kazanır.
Çünkü bizim medeniyetimizde insanın canı mukaddestir.
Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.”
(Bakara, 2/154)
Bir başka ayette:
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.”
(Âl-i İmrân, 3/169)
Biz bugün onların ardından hüküm dağıtmıyoruz.
Biz dua ediyoruz.
Çünkü hükmü veren Allah'tır.
BİR DAHA KARDEŞ KARDEŞE DÜŞMESİN
12 Eylül'ün bize bıraktığı en büyük derslerden biri de şudur:
Bir milletin gençlerini birbirine düşürürseniz, yalnızca gençleri değil, geleceği de yaralarsınız.
Aynı ezanla büyüyen,
aynı bayrağın gölgesinde yaşayan,
aynı toprağın çocukları olan gençler birbirine düşman edildi.
Oysa bu topraklarda bize düşen, birbirimizin yarasını sarmaktır.
Bugün siyasi düşüncelerimiz farklı olabilir.
Fikirlerimiz ayrı olabilir.
Hayata bakışımız değişebilir.
Ama değişmemesi gereken bazı değerler vardır:
Vatan birdir.
Bayrak birdir.
Ezan birdir.
Devlet ve millet ortak emanetimizdir.
Ve hepimiz, bu aziz vatanın evlatlarıyız.
VEFA, HATIRLAMAKTIR
Vefa yalnızca güzel günlerde dostunu hatırlamak değildir.
Vefa, acı günleri unutmamaktır.
Vefa, darağacında kalan bir gencin annesinin gözyaşını hatırlamaktır.
Vefa, cezaevlerinde yıllarını kaybedenleri unutmamaktır.
Vefa, 12 Eylül'ün bütün mağdurlarının acısını anlamaya çalışmaktır.
Ve vefa, geçmişin acısını geleceğin düşmanlığına dönüştürmemektir.
Çünkü bizim ihtiyacımız yeni hesaplaşmalar değil;
adalet, kardeşlik, birlik ve huzurdur.
ALLAH BİR DAHA BÖYLE ACILAR GÖSTERMESİN
Bugün 12 Eylül'ü anarken gönlümüzden geçen dua şudur:
Allah'ım…
Bu aziz milletin evlatlarını bir daha birbirine düşürme.
Gençlerimize akıl, feraset ve basiret nasip eyle.
Ülkemizi fitneden, fesattan, kardeş kavgasından ve ayrılıktan muhafaza eyle.
Geçmişte hayatını kaybeden bütün gençlerimize rahmet eyle.
Mustafa Pehlivanoğlu'nu, Selçuk Duracık'ı ve 12 Eylül döneminin bütün mağdurlarını rahmet ve ibretle yâd ediyoruz.
Annelerine, babalarına ve geride bıraktıkları yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eyle.
Bizlere de onların acılarından ders çıkararak adaletten ayrılmadan, kardeşliği koruyarak, vatanımıza ve milletimize sahip çıkarak yaşama şuuru ver.
SON SÖZ
Bugün 12 Eylül'ü hatırlarken geçmişin acılarına bir kez daha bakıyoruz.
Fakat öfkeyle değil…
İbretle.
Kinle değil…
Vefayla.
Düşmanlıkla değil…
Kardeşlikle.
Çünkü biz biliyoruz ki:
Bir millet, geçmişini unutmadan geleceğini kurmalıdır.
Darağacına yürüyen gençlerin hatırasından bize düşen en büyük miras da budur:
Bu vatanın evlatları bir daha birbirine düşmesin.
Bir daha analar ağlamasın.
Bir daha gençler siyasi hesapların, karanlık senaryoların ve kardeş kavgasının kurbanı olmasın.
Ve bu aziz millet;
aynı bayrağın altında, aynı ezanın gölgesinde, kardeşçe ve huzur içinde yaşamaya devam etsin.
12 Eylül'ün bütün mağdurlarını ve Hakk'a yürüyen gençlerimizi rahmet, minnet ve vefa ile yâd ediyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Allah bir daha bu millete böyle acılar yaşatmasın.
Salih Özbay
TDVS 5. Dönem Genel Başkan Yardımcısı
Emekli İmam Hatip
Toroslar Belediyesi Önceki Dönem MHP Meclis Üyesi
Salih Özbay

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar