Advert
Advert

AHDE VEFA: İNSANI YÜCELTEN SADAKAT

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Salih Özbay

Ahde Vefa, insanı insan yapan, toplumu ayakta tutan ve medeniyetleri inşa eden en yüce ahlâkî değerlerden biridir. Vefa; söze sadakat, emanete riayet, dostluğu unutmamak, iyiliği hatırda tutmak ve verilen sözü her şartta yerine getirmektir. Ahde vefa ise sadece insanlar arasındaki bir nezaket değil; Allah'a, vatana, millete, aileye ve bütün manevi değerlere karşı taşınan bir sorumluluktur.

Yüce Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:
"Ahdi yerine getirin. Çünkü verilen söz, mutlaka sorumluluk gerektirir."
(İsrâ Sûresi, 17/34)
Bir başka ayette ise:
"Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin."
(Mâide Sûresi, 5/1)
Bu ilahî emirler göstermektedir ki, ahde vefa yalnızca güzel bir davranış değil, aynı zamanda ilahî bir emirdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de vefayı hayatının her anında yaşamış ve ümmetine örnek olmuştur. Bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:
"Sözünde durmayanın dini yoktur; emanete riayet etmeyenin imanı kemale ermemiştir."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Resûlullah (s.a.v.), kendisine yıllar önce iyilik yapanları unutmaz, dostlarını vefatlarından sonra bile hayırla yâd eder, onların yakınlarına ikramda bulunurdu. Çünkü vefa, müminin alametidir.
Aziz milletimizin kültüründe de vefa, asırlardır en kıymetli hasletlerden biri olmuştur. Ecdadımız "Vefa semti" adını bile bu değerin nişanesi olarak yaşatmıştır. Tarihimiz; şehidine, gazisine, hocasına, komşusuna ve devletine vefa gösteren insanların destanlarıyla doludur.
Atalarımız ne güzel söylemiştir:
"Vefa, imanın süsüdür."
"Dost kara günde belli olur."
"İyilik eden iyilik bulur."
"Ekmeğini yediğin kapıya taş atılmaz."
"Su içtiğin çeşmeye taş atma."

Dilimizde yer eden deyimler de bu hakikati hatırlatır:
Ahde vefa göstermek
Sözünün eri olmak
Emaneti baş tacı etmek
Nankörlük etmemek
Kadri kıymet bilmek
Mütefekkirlerimiz de vefanın önemini veciz ifadelerle dile getirmiştir.
Yunus Emre der ki:
"Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz."
Sevginin en güzel meyvesi vefadır.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ise:
"Vefa, dostluğun meyvesidir."
Necip Fazıl Kısakürek'in şu sözü de derin bir hakikati ifade eder:
"Vefa, insanın kendi ruhuna olan sadakatidir."
Bugün ne yazık ki hızla değişen dünyada çıkar ilişkileri, menfaat hesapları ve bireyselleşme; vefa duygusunu zedelemektedir. Oysa vefanın kaybolduğu yerde güven kaybolur; güvenin olmadığı yerde aile sarsılır, dostluk zayıflar, toplum çözülür. Vefasızlık yalnızca bir kişilik kusuru değil, sosyal hayatı çürüten sessiz bir afettir.
Vefa; anne ve babaya hürmette, öğretmeni hayırla anmakta, komşunun hakkını gözetmekte, şehitleri unutmamakta, gazilere minnet duymakta, devletine sadakat göstermekte ve milletine hizmet etmektedir. Vefa, geçmişi inkâr etmek değil; geçmişten güç alarak geleceği inşa etmektir.
Unutulmamalıdır ki; ahde vefa, güçlü karakterlerin; vefasızlık ise zayıf şahsiyetlerin alametidir. Verdiği sözü tutan insan güven kazanır; güven kazanan insan ise gönüllerde taht kurar. Çünkü servet tükenebilir, makam sona erebilir; fakat vefa ile kazanılan gönüller daima yaşamaya devam eder.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Anne babamıza, eşimize, evlatlarımıza, dostlarımıza, vatanımıza, bayrağımıza ve Rabbimize karşı ahdimize ne kadar sadığız? Cevabımız ne kadar samimi olursa, geleceğimiz de o kadar sağlam olacaktır.
Son söz:
Vefa, hatırlamaktır; sadakattir; duadır; emanetin hakkını vermektir. Ahde vefa ise insanın hem Rabbine hem de kullara karşı yüz akıyla yaşayabilmesinin en güzel nişanesidir.
"Vefasızlık unutulur sanılır; oysa gönüllerde en derin izi bırakan, unutulan iyiliklerdir. Vefa ise unutulmayan bir duadır."

Salih Özbay
TDVS 5. Dönem Genel Başkan Yardımcısı – Emekli İmam Hatip – Önceki Dönem Toroslar Belediye ve MHP Meclis Üyesi

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar