Henüz küçük bir çocukken, 2.Dünya Savaşının acı gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalan Anne Frank, 12 Haziran 1942'de günlük tutmaya başlar.
Sürgündeki Hollanda hükümetinin Kültür ve Bilim Bakanı Bolkenstein'ın radyoda yaptığı konuşmayı dinleyene kadar, sayfaları yalnızca kendisi için doldurur.
Bakan konuşmasında, gelecek kuşakların savaşın dehşetini anlayabilmesi, Almanların zulmüne şahitlik edebilmesi için kayıt altına alınmış tüm belgelerin yayımlanması gerektiğini ifade ediyor, buna örnek olarak günlükleri gösteriyordu.
Anne,savaştan sonra bir kitap yayımlama hayalleri kuruyordu.Ne var ki henüz 15 yaşındayken Bergen- Belsen toplama kampında hayatını kaybetti.
Ölümünden sonra yazdıklarını, onun adına yayımlayan ise ailenin sağ kalan tek üyesi ve çok sevdiği babası Otto Frank oldu.
Buraya kadar herşey belgeli,peşimizi bırakmayan büyük etki...
Selim İleri'nin önsözüyle ,Hakan Kuyucu'nun Türkçeye çevirisiyle okuruyla buluşan tüyler ürperten bir tanıklık.
Aradan geçen onca yıla rağmen,hala umutlu bir dünyanın çağrısı var.
Kim bilir,belki bunu algılamayı başarabiliriz.
Dünya barışı için, umutla...
sevgi ile...
Ebru Güneyan
Yorumlar