"Asalet, insana miras kalan bir unvan değil; ömür boyu emekle inşa edilen bir şahsiyettir."
İnsan, yaratılışı itibarıyla Allah'ın yeryüzündeki en şerefli emanetidir. Ancak bu şerefi koruyan ne servet, ne makam ne de soy sopla övünmektir. Gerçek asalet; imanla yoğrulmuş bir gönül, güzel ahlakla süslenmiş bir karakter ve hakka bağlı bir hayat yaşayabilmektir.
Yüce Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."(Hucurât Sûresi, 13)
Bu ilahî ölçü bize gösteriyor ki üstünlük; soyda değil, takvada; gösterişte değil, güzel ahlakta aranmalıdır.
Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:
"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim."
Bir başka hadis-i şerifte de:
"Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır." (Buhârî)
Gerçek asalet; emanete sadakatte, kul hakkına riayette, doğrulukta, iffette, merhamette ve vefada kendini gösterir. İnsan, soyuyla değil, sözüyle; makamıyla değil, ahlakıyla değer kazanır.
Tasavvuf büyükleri, insanın en büyük mücadelesinin kendi nefsiyle olduğunu söylemişlerdir. Mevlânâ Hazretleri'nin, "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol." sözü samimiyetin; Yunus Emre'nin "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir." sözü ise gerçek kişisel gelişimin özünü anlatmaktadır. Kendini tanıyan, nefsini terbiye eden, öfkesini dizginleyen, kibirden uzaklaşıp tevazuyu kuşanan insan; gerçek asaletin zirvesine ulaşır. Kişisel gelişim yalnızca meslek sahibi olmak değil; güzel ahlak sahibi olabilmektir.
Bugün aile kurumunu zayıflatan, iffet ve hayâ duygusunu örseleyen anlayışlar, yalnız bireyi değil, toplumun geleceğini de tehdit etmektedir. Çünkü nesil sadece dünyaya gelen çocuklarla değil; iman, ahlak, edep ve faziletle yetişen evlatlarla korunur.
Rabbimiz bizlere şu duayı öğretmektedir:
"Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak kimseler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder eyle." (Furkan Sûresi, 74)
Aile, milletin çekirdeğidir. Çekirdek sağlam olursa ağaç da sağlam olur. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; servet değil, sağlam bir iman, temiz bir ahlak, vatan sevgisi ve güzel bir örnek hayattır.
Atalarımız ne güzel söylemiştir: "Ağaç yaşken eğilir.", "Asil azmaz.", "Yuvayı yapan dişi kuştur." Bu sözler, karakter eğitiminin ailede başladığını ve neslin ancak sağlam değerlerle korunacağını anlatmaktadır.
Milletleri ayakta tutan yüksek binalar değil, yüksek karakterlerdir. Tarih göstermektedir ki ahlakını kaybeden toplumlar, zamanla gücünü de kaybetmiştir. Buna karşılık asaletini ahlakıyla koruyan milletler, asırlar boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Son söz olarak; asalet, başkalarına üstünlük taslamak değil; Allah'ın rızasını kazanacak bir hayat yaşayabilmektir. Nefsini terbiye eden, ailesini koruyan, evladına güzel ahlak miras bırakan, vatanını ve milletini seven insanlar; gerçek asil insanlardır.
Rabbim bizleri güzel ahlakla şereflendirsin, ailelerimizi muhafaza eylesin, nesillerimizi imanlı, şuurlu, edepli ve vatanına bağlı evlatlar olarak yetiştirmeyi hepimize nasip eylesin. Âmin.
Salih Özbay TDVS 5. Dönem Genel Başkan Yardımcısı, Emekli İmam Hatip Toroslar Belediyesi Önceki Dönem MHP Meclis Üyesi Mersin Yazarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Yorumlar