"Vatan toprağı, uğrunda can veren varsa vatandır." Bu veciz ifade, Erzurum Kongresi'nin ruhunu da, Hatay'ın ana vatana kavuşmasının sevincini de en güzel şekilde anlatmaktadır.
Bu yıl Erzurum Kongresi'nin 107. yıl dönümünü ve Hatay'ın ana vatana katılışının 87 yıl dönümünü aynı gurur ve aynı heyecanla idrak ediyoruz. Tarihin farklı zamanlarında yaşanan bu iki büyük hadise, aslında tek bir hakikatin ifadesidir: Türk milleti, bağımsızlığından ve vatanından asla vazgeçmez.
23 Temmuz 1919'da Erzurum'da toplanan kongre, yalnızca bir şehir toplantısı değil; milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktasıdır. İşgal altındaki Anadolu'da yükselen bu ses, "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." inancını bütün dünyaya ilan etmiştir. Erzurum'da yakılan bağımsızlık meşalesi, Sivas'ta büyümüş, Ankara'da devlet olmuş, Cumhuriyet ile ebedî bir çınara dönüşmüştür.
Kongrede alınan en önemli kararlardan biri olan "Vatan bir bütündür, parçalanamaz." ilkesi, bugün de devletimizin temel taşlarından biridir. Bu karar, yalnızca o günün şartlarına değil, geleceğin Türkiye'sine de ışık tutmuştur.
Aradan yirmi yıl geçmeden bu ruh, Hatay'da bir kez daha tecelli etmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Hatay benim şahsi meselemdir." sözü, bir liderin vatan sevgisinin en güçlü ifadelerinden biridir. Atatürk, ömrünün son günlerinde bile Hatay'ı düşünmüş; milletimizin birlik ve beraberlik iradesi sayesinde Hatay, 1939 yılında ana vatana kavuşmuştur. Böylece Misak-ı Millî'nin en anlamlı halkalarından biri daha tamamlanmıştır.
Aziz milletimizin hafızasında Erzurum ve Hatay, yalnızca iki şehir değildir. Erzurum, istiklâlin karargâhıdır; Hatay ise sabrın, diplomasinin ve milli iradenin zaferidir. Biri bağımsızlık ateşini yakmış, diğeri o ateşin sönmediğini bütün dünyaya göstermiştir.
Kur'ân-ı Kerîm'de Yüce Allah şöyle buyurur:
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin." (Âl-i İmrân, 3/103)
Bu ilahî emir, millet olarak birlik ve beraberliğimizin en güçlü dayanağıdır. Çünkü birlik varsa kuvvet, ayrılık varsa zayıflık vardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur:
"Müminler birbirini sevmede, birbirine merhamette ve birbirini korumada bir beden gibidir." (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
Millet olmanın özü de işte bu kardeşlik ruhudur.
Atalarımız ne güzel söylemiştir: "Birlikten kuvvet doğar." Yine, "Vatan sevgisi imandandır." sözü, her ne kadar hadis olarak sahih kabul edilmese de asırlardır milletimizin gönlünde vatan sevgisini ifade eden anlamlı bir vecize olarak yaşamaktadır.
Necip Fazıl Kısakürek'in şu sözü de gönüllerimize hitap eder:
"Bir milletin ruhu ölürse, toprağı yaşasa ne olur?"
Milletin ruhu; tarihine sahip çıkmakla, şehidine minnet duymakla, bayrağını yere düşürmemekle yaşar.
Bugün bizlere düşen görev; Erzurum Kongresi'nin bağımsızlık ruhunu, Hatay'ın ana vatana kavuşmasının birlik şuurunu gelecek nesillere taşımaktır. Gençlerimize tarihlerini öğretmeli, vatan sevgisini kuru sloganlarla değil, ahlakla, çalışkanlıkla ve fedakârlıkla yaşatmalıyız.
Çünkü biliyoruz ki; vatan yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değildir. Vatan; uğruna dua edilen, emek verilen, şehit kanıyla yoğrulan mukaddes bir emanettir.
Erzurum'dan yükselen irade, Hatay'da taçlanan birlik ve beraberlik ruhu kıyamete kadar yaşayacaktır.
Ne mutlu vatanı için yaşayanlara… Ne mutlu ay yıldızlı bayrağı ebediyen göklerde dalgalandıran aziz Türk milletine!
Salih Özbay
Yorumlar