Advert
Advert

Yapay Zekâ Çağında İngilizce: Bir Ders Değil, Bir Anahtar

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Nurperi Cömert İğdigül

Geçiş yıllarda yabancı dil bilmek özgeçmişte dikkat çeken bir özellikti. Bugün ise giderek daha fazla alanda bir tercih değil, bir gereklilik hâline geldi. Bunun en önemli nedenlerinden biri de hayatımızın merkezine hızla yerleşen yapay zekâ teknolojileri.  Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji uzmanlarının kullandığı bir araç değil. Öğretmenlerden doktorlara, öğrencilerden girişimcilere kadar herkesin çalışma biçimini değiştirmeye başladı. Ancak burada dikkat çekici bir gerçek var: Yapay zekânın beslendiği bilgi dünyasının büyük bir kısmı İngilizce. 

 Bugün yeni bir bilgi öğrenmek istediğinizde, en güncel araştırmaları okumak istediğinizde,  bir eğitim videosu izlediğinizde ya da yapay zekâ araçlarını daha etkili kullanmayı amaçladığınızda karşınıza çoğunlukla İngilizce içerikler çıkıyor. Elbette çeviri araçları her geçen gün gelişiyor. Ancak bilgiye ilk ulaşanlar ile çevrilmesini bekleyenler arasında hâlâ önemli bir zaman farkı bulunuyor. İçinde bulunduğumuz dönemde en kıymetli şey zaman. Artık bilgi, teknoloji, eğitim gibi her şey çok hızlı ilerliyor. Çünkü çocuklar çok hızlı. Bilgiye erişme hızının artması, koşullara ve ihtiyaçlara da hızlı tepki verilmesini sağladığından, bilgiye ilk erişenler her zaman avantajlı oluyor.  Özellikle de öğrenciler açısından ele alındığında; tübitak, e-twinning, erasmus veya geçnlik projeleri yapılırken İngilizcesini geliştimiş öğrenciler bunun avantajını çok net bir şekilde hissediyor ve yaşıyor. Bu da İgilizceyi günümüzde yalnızca bir iletişim dili değil, bilgiye erişim dili hâline getiriyor.

Yapay zekâ araçları bize çok güçlü imkânlar sunuyor. Metin yazabiliyor, görsel üretebiliyor, araştırma yapabiliyor, fikir geliştirebiliyoruz. Fakat bu araçlardan en yüksek verimi alan kişiler, genellikle neyi aradığını bilen ve doğru soruları sorabilen kişiler oluyor. İşte burada yabancı dil devreye giriyor.

Çünkü dil yalnızca kelime bilmek değildir. Dil; farklı kaynaklara ulaşabilmek, farklı bakış açılarıyla tanışabilmek ve dünyayla doğrudan bağlantı kurabilmektir. Belki de çocuklarımızı geleceğe hazırlarken kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Yapay zekâ onların yerine ne yapacak?” değil,

“Onlar yapay zekâyı kullanarak neler yapabilecek?” ve ‘’Yapay zeka kullanmak için en çok neye ihtiyaçları var?’’

 

Bu sorunun cevabı büyük ölçüde merak, öğrenme becerisi ve yabancı dil yeterliliğinde saklı. Çünkü geleceğin dünyasında bilgiye sahip olmak tek başına yeterli olmayacak. Bilgiye ulaşabilmek, onu değerlendirebilmek ve yeni şeyler üretebilmek değer kazanacak. İngilizce ise bu yolculukta çocukların önüne açılan en güçlü kapılardan biri olmaya devam edecek.

Yapay zekâ çağında İngilizce öğrenmek, yalnızca başka bir dili konuşabilmek anlamına gelmiyor. Dünyanın ürettiği bilgiye daha hızlı ulaşabilmek, küresel fırsatları takip edebilmek ve teknolojiyi tüketen değil, yönlendiren bireyler olabilmek anlamına geliyor.

 

Geleceğin meslekleri değişecek. Kullandığımız araçlar değişecek. Belki bugün hayal bile edemediğimiz teknolojiler hayatımıza girecek. Ancak değişmeyecek bir şey var: Dünyayı anlayabilen, öğrenmeye açık ve farklı diller aracılığıyla bilgiye ulaşabilen insanlar,  her zaman bir adım önde olacak.

Bir İngilizce öğretmeni olarak ilk tavsiyem çocuklarınıza İngilizceyi sevdirmeniz ve meraklarını uyandırarak onları yabancı dile teşvik etmeniz olacaktır. Erken yaşta bunun en güzel yöntemi ise oyunlar, oyunlaştırma teknikleri ve çocukta oyun oynama isteği uyandıran atölye temelli etkinliklerdir.

Çünkü sevmek ve sevdirmekle başlar her şey…

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar